15 de septiembre de 2021

SU KİRLİLİĞİ

Özellikle yazılı ve görsel basında son dönemde çokça gündem olan Marmara denizindeki müsilaj (bitkilerin ve bazı mikroorganizmalar tarafından üretilen kalın ve yapışkan bir madde) sorunu nedeniyle güncel bir sorun haline gelen ve kamuoyunun dikkatini çeken su kirliliği ile ilgili genel bir çerçeve çizme gereği hissi ile bu yazı kaleme alınmıştır.
Su, yeryüzünde yaşayan tüm canlılar için vazgeçilmez bir doğal kaynaktır. Artan dünya nüfusu, kentsel yerleşmelerin çoğalması ve içme sularının azalmasıyla birlikte büyük öneme sahip olan su kaynakları için acil önlemler alınması gerekmektedir. Su kirliliği, insanların çoğu tarafından basite alınsa da günde 14 bin insanın hayatını kaybetmesine sebep olduğu düşünüldüğünde suyun önemi daha çok anlaşılmaktadır. Bunun yanında doğrudan ya da dolaylı yollardan yaşamını kaybeden canlıların sayısı çok daha fazla olabilmektedir.
Dünyadaki su döngüsünde önemli rol oynayan nehirler, yüzeysel tatlı suların sadece %2’sini oluşturur. Sürdürülebilir su yönetimi, akarsuların iyi yönetilmesi ve kirliliği tespit ve takip edilip önlenmesi için çalışmaların yapılması gerekmektedir. Nehirlerimizi kirleten etkenleri ele alacak olursak; yerleşim yerlerinden kanalizasyon sularının arıtılmadan nehir yatağına bırakılması, fabrikaların atıklarının suya bırakılması, yüzey akışıyla dışarıdan taşınan materyallerin suya karışması, tarımsal faaliyetler sonucunda tarım arazilerinde kullanılan gübre ve zirai ilaçlardan kaynaklı zararlı maddelerin sulama suyuyla nehir yatağına dökülmesi en yaygın kirletici kaynaklardır. Bunların yanında gıda atıkları, plastik ve ağır metaller, yabancı istilacı türler ekosisteme zarar veren kirletici kaynaklardır.
Nehirlerin kirlenmesini önlemek koruma atına alabilmek ve sürdürülebilir su yönetimini sağlamak için, sularımıza karışan kanalizasyonun uygun şekilde arıtılması ve katı atıkların yeterli bir şekilde yönetilmesi gerekir. Ek olarak, sürdürülebilir tarım teşvik edilmeli ve nehirleri korumak için sıkı yasalar oluşturulmalıdır.
Dicle Nehri, Türkiye’de doğup birçok kolları olan ve Irak topraklarına geçip Fırat Nehriyle birleşerek Şattülarap’ta Basra Körfezine dökülür. Toplam uzunluğu 1900 km olmasının yanında ülkemiz sınırları içinde 523 km uzunluğu bulunan nehir Güneydoğu Anadolu bölgesi için çok büyük öneme sahiptir. Tarım arazilerinin sulanması, hidroelektrik santralleri birlikte enerji üretilmesi ve balıkçılık bakımından ekonomik değeri yüksektir.
Dicle nehrinde 20 tanesi endemik tür olan 46 balık türü tespit edilmiştir. Nehir sistemi üzerinde baskılanan kirletici kaynaklardan dolayı suların kirlenmesi, nehir yatağı üzerinde yapılan barajlar, kum ocakları gibi değişikliğe uğraması, kontrolsüz balık aşılanması, balık türlerinin yaşama alanlarının değiştirilmesi, yapılan kontrolsüz ve yasak dönemde avlanma gibi faktörler balık sayılarının azalmasına ve yok olmasına sebep olacaktır.
Bu nedenle sürdürülebilir su yönetiminin sağlanması, su kirliliğinin önlenmesi, ekosistem üzerinde oluşacak zararlı baskıların ortadan kaldırılması, balık türlerinin korunması için su yönetim politikalarının oluşturulması sorunların tespit edilip takip ve önlenmesinin sağlanması gerekmektedir.

Ingresado el 15 de septiembre de 2021 por alihaydar3521 alihaydar3521 | 0 comentarios | Deja un comentario

Archivos